alierbulut
42 Takipçi | 16 Takip
07 10 2008

Çok Hücreli Canlılar

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p {mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} span.konurenk {mso-style-name:konurenk;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Çok Hücreli Canlılar

Etrafımızda gördüğümüz makroskobik canlılar ve göremediğimiz mikroskobik canlılar hücrelerden meydana gelmiştir. Hücreler ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçük, canlı ve çok karmaşık yapılardır. İlk defa 1665 yılında Robert Hook, mantar dokusunu incelemiş gözlemlediği yapılarda küçük boşluklar görmüş ve gördüğü bu boşluklara içi boş odacıklar anlamına gelen HUCRE demiştir. Ancak hücre biliminin başlangıcı Matthias Schleiden ve Theodor Scwann tarafından ortaya konan hücre teorisine dayanmaktadır. Bu teori, tüm canlıların hücrelerden meydana geldiğini ve canlı yapısına katılan her hücrenin bağımsız olmalarına karşın birlikte çalıştıklarını ifade eder.


Bugünkü anlamda hücre teorisi

*Bütün canlılar bir veya bir çok hücreden meydana gelir.

*Hücreler canlının en küçük yapısal ve fonksyonel birimidir.

*Hücreler kendilerinden önceki hücrelerin bölünmesi ile meydana gelirler.

*Canlının kalıtım maddeleri hücrelerde bulunur.

Hücrenin şekli ve büyüklüğü
Hücreler çoğunlukla mikroskobik olmakla birlikte, gözle görülebilecek büyüklükte olan hücrelerde vardır En küçük hücreler gametler, bakteriler ve parazit bir hücrelilerdir. En büyük hücre ise deve kuşu yumurtasıdır. Bilinen en uzun hücre ise 1 m kadar uzunluktaki sinir hücreleridir.

Hücrelerin şekilleri farklı farklıdır. Yıldız, oval, küp, silindir, dikdörtgen vb. şekillerde olabilir. Mesela kemik hücreleri yıldız, salgı hücreleri kübik, ince bağırsağın iç tabaka hücreleri silindirik, bitki hücreleri kübik veya çok şekilli olabilir.
Hücrenin çeşitleri

 

   1.Zarla Çevrili Çekirdeği Bulunmayan Hücreler

Mavi-yeşil algler ve bakteriler sitoplazmalarında (Prokaryot) zarla çevrili bir çekirdek taşımazlar. Sitoplazma içinde yaşamsal olaylan gerçekleştiren organeller de yoktur. (Ribozom hariç) Canlılığın devamı için gerekli metabolizma olayları yapıları üzerinde olur. Memeli canlıların alyuvar hücrelerinde çekirdek yoktur.

 

2. Zarla Çevrili Çekirdeği Bulunan Hücreler

Ökaryotlar (Lat. Eukaryota), "organel zarı" bulunduran organizmaları, dolayısıyla çekirdek materyali hücrenin sitoplazmasına dağılmamış olduğundan da gerçek çekirdeğe sahip organizmaları kapsayan canlı âlemidir. Karyon Latince'de "çekirdek" anlamını verir -eu ön takısı da "gerçek" demektir.

Kalıtsal materyal, hücre içerisinde belirli bir zarla çevrilmiş çekirdeğin içinde bulunur. Kromozomlar DNA'dan ve proteinden oluşmuş olup, mitozla bölünürler. Ökaryotlar, sitoplazmalarında karmaşık organeller bulundururlar. Ökaryotik hücreler, Prokaryotlara göre çok gelişmişlerdir, hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve protistler âlemlerini kapsar.

Bu hücrelerde çekirdek çift katlı zarla sitoplazmadan ayrılmıştır. Yaşamsal olaylar hücre içinde bulunan organellerde gerçekleşir. Gelişmiş çok hücreli canlılarda yapı ve görev bakımından benzer hücreler dokuları, dokular organlan, organlar sistemleri sistemler de organizmayı oluştururlar.
Hücre —> Doku —> Organ —> Sistem —> Organizma

Canlılar hücre sayılarına göre;

Tek hücreli canlılar                     Çok hücreli canlılar

• Tek hücreden oluşurlar             • Çok sayıda hücreden oluşurlar

• Bütün hayatsal olaylar tek hücre içinde gerçekleşir.
Hücreler                         arasında  işbirliği vardır              

. • Bakteriler, Amip, Paramecium vb. •Bitki, hayvan, insan,

                                                                   mantar... vb.


Çok hücreli canlılar
: Vücutları çok sayıda hücreden oluşur. Hücreleri arasında görev yönüyle işbirliği bulunur. İnsan, hayvan, bitki ve mantarlar bu gruba girer.

http://images.autocadokulu.com/3d_insan_figurleri.dwg.jpg
kedi resimleri(çok ttlılar
http://img2.blogcu.com/images/o/r/m/ormanda/bitki2_jojoba.jpg
Koyun Resimleri,Koyun, Resimleri, kuzu, resimleri,

Hayatsal işlemlerini organize olmuş bir dizi -en az 1000, 2000- hücre sayesinde gerçekleştiren organizmaların genel adı. insanlar da çok hücreli canlılar arasında yer alır. Yalnız insanlardaki hücre sayısı 3 - 5 milyar civarındadır.

Çok hücreli canlı olmanın avantajları: daha büyük avların peşine düşebilmek, kendini savunmanın daha kolay hale gelmesi, hareket imkanlarının genişlemesi.

Dezavantajları: hücre gruplarına yön vermek için bir sinir ağına sahip olmak veya geliştirmek, her bir hücrenin gelişen bir organ konusunda uzmanlaşması ve hücrelerin tek başlarına yaşamlarına devam edememesi.

 

Gelişmiş yapılı hücreler : Hücre yapıları tam olarak bulunur. Hücre zarı, sitoplazma, organeller ve çekirdekten oluşur. İnsan, hayvan, bitki ve mantar hücresi gibi.

Canlılar beslenir : Besin maddelerinin hücre zarından alınarak ya da üretilerek hücrede kullanılmasına beslenme denir. Besin maddeleri enerji üretiminde, büyümede ve yaşam olaylarının düzenlenmesinde kullanılır.


Canlı (biyotik) etmenler:
Çevrenin canlı etmenleri görevlerine göre üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar olmak üzere gruplandırılır. Canlılar arasında heterotrof ototrof ilişkisinden başka,belirli bazı yaşama ve beslenme biçimleri vardır.

-Ototrof canlılar:
Ototrof canlılar,kendi besinlerini kendi üretir.Bu nedenle ototrof canlılara Üreticiler de denir.Bunlar su,karbondioksit ve inorganik tuzlardan organik madde sentezler.Ototroflar ihtiyaç duydukları enerji göre sınıflandırılır.

Fotosentetik ototroflar:Enerjiyi güneş ışığından sağlayan canlılardır.Yeşil bitkiler,bazı bakteriler ve mavi-yeşil algler fotosentetik ototrof organizmalardır.

Kemosentetik ototroflar:Kendileri için gerekli olan enerjiyi bazı inorganik (NH3,H2S) oksidasyonundan sağlayan organizmalardır.Demir,nitrit,nitrat ve sülfür bakterileri gibi bazı bakteriler kemosentetik ototrof organizmalardır.

-Hetetrof canlılar:
Hetetrof organizmalar,besinlerini ortamdan hazır alır. Ototrof canlılar ve çürümüş organik maddeleri besin alarak kullanan hetetroflara,hazır beslendikleri için tüketiciler de denir.Hayvanların,mantarların ve bakterilerin çoğu hetetroftur.Hetetroflar beslenme özellikleri yönünden üçe ayrılır.

Holozoik: Besinlerini katı parçacıklar halinde alanlar.

Simbiyoz: Birlikte yaşayanlar.

Saprofit: Çürükçül yaşayanlar.
Holozoik beslenen hayvanlar kullandıkları besinlerin yapısına göre üç gruba ayrılır.

Ot obur(Herbivor) Hayvanlar: Sadece otla beslenen hayvanlardır. Karada yaşayanlardan böcekler, kemirgen memeliler ve geviş getirenler(
At, eşek, tavşan. ) ; suda yaşayanlardan kabuklu ve yumuşakçalar herbivordur.

Et obur(Karnivor) Hayvanlar: Sadece etle beslenen hayvanlardır.Aslan, kartal,
kurt, çakal, tilki, kaplan.. gibi yırtıcılar ve büyük yılanlar karnivordur.

Hem ot obur hem ot obur (Omnivor) Hayvanlar: Hem otla,hem de etle beslenen canlılardır.İnsanların yanı sıra; ayı,domuz,
balık, kaplumbağa... gibi canlılarda omnivordur.

-Simbiyotik ilişkiler (Birlikte yaşama)İki veya daha fazla canlının birlikte yaşama şeklidir. Yararlı birlikleri ve zararlı birlikleri oluşturur.Birlikte yaşama üç grupta incelenir.

Kommensalizm (Tek taraflı ortaklık):Birlikte yaşayan iki ortaktan biri yarar sağlarken,diğeri hiçbir yarar sağlamaz.Bu ilişki (+,0) ifadesiyle gösterilir.
Örneğin ;
Köpek balığına tutunarak onunla taşınan küçük bir balık (Echeneis),köpek balığına herhangi bir zarar vermeden yaşamını sürdürür.Köpek balığının yiyecek artıklarından beslenir.Kommensalizme okyanuslarda daha çok rastlanır.

Midyenin kabuğuna tutunarak yaşayan Broyozoa,midyenin sağladığı su akıntısı ile gelen besinlerden yararlanır.Midyeye ne faydası nede zararı vardır.

Mutualizm (İki taraflı ortaklık):
Karşılıklı fayda esasına dayanan bir yaşama şeklidir.Bu ortaklıktan her iki türde faydalanır.Bu ilişki (+,+) ifadesiyle gösterilir.Mutualizm örnekleri ;
Liken birliğini bir alg ile basit bir mantar meydana getirir. Alg bu birlik içerisinde üretici olarak görev yapar. Mantara ise,su ve mineral temin ederek algin fotosentez yapabilmesini sağlar ve sitemi korur.

-İnsanın bağırsağında yaşayan bakteriler kendileri için yaşama, çoğalma ortamı bulurken, insan için K ve B vitaminlerini sentezler.
-Geviş getiren hayvanların sindirim sisteminde bulunan bakteriler selüloz enzimi salgılayarak selülozun sindirilmesini sağlar.
-Baklagil köklerindeki nodüllerde yaşayan Rhizobium adlı bakteri havanın serbest azotunu bağlar ve baklagilin bu azottan yararlanmasını sağlar. Bunun karşılığında bakteri baklagillerden besin elde eder.
Protokooperasyon:Ayrıca birde protokooperasyon mevcutdur.Bur da canlılar birlikte yaşamak zorunda değillerdir.Bir araya geldiklerinde birbirlerinden istifade ederler.Örnek:Timsahın ağzından etleri temizleyen kuşlar

Parazitizm (Asalaklık)
Bir canlının başka bir canlının içinde veya üzerinde yaşayarak besinini ondan elde etmesi şeklinde olur.Parazit canlı konaktan yarar sağlarken onun zararına iş görür.Bu ilişki (+,-) ifadesiyle gösterilir.Parazitin üzerinde yaşadığı canlıya konak canlı denir.İyi adaptasyon göstermiş bir parazit konağını öldürmemelidir.Parazit canlı yaşadığı yere göre ikiye ayrılır.
Dış parazitler: Parazit olan canlının, konak canlının dış kısmına (Deri ya da solungaç) yapışarak ya da tutunarak yaşamasıdır.Dış parazitlerin özellikleri ;
- Genellikle eklem bacaklılar grubundandır.(bit, pire, kene)
- Sindirim sistemleri vardır.
- Hücre dışı sindirim yaparlar.
- Duyu ve hareket organelleri vardır.
- Yumurta çoğalırlar, ayrı eşeylidirler.

İç parazitler: Parazit canlının, konak canlının iç kısmında yaşamasıdır.

İç parazitliğin özellikleri ;
- Genellikle solucanlar şubesindedirler(Bağırsak kurtları, tenyalar).Hücre içerisinde (Plazmodyum) ya da kan içinde (Uyku hastalığını oluşturan bir hücreli) yaşayanlarda olabilir.
- Sindirim organları yoktur.
- Monomerleri tüm vücut yüzeyleri ile alırlar.
- Duyu organları yoktur.
- Hermafrodittir(Dişi veya erkek gamet aynı canlıda)

“Bitkisel parazitler ikiye ayrılır.
Yarı parazitler: Bazı bitkiler klorofil taşırlar ve fotosentez yaparlar. Ancak kök sistemleri gelişmediği için su ve mineral madde ihtiyaçlarını emeç adı verilen kökleriyle üzerinde yaşadıkları bitkinin odun borularından alırlar.
Örnek; Ökse otu.

Tam parazitler: Bazı bitkiler fotosentez yapamadıkları için bütün ihtiyaçlarını üzerinde yaşadıkları bitkiden sağlarlar.Klorofilleri yok veya indirgenmiştir.Kökleri (emeçleri) ile üzerinde yaşadığı bitkinin soymuk dokularından organik besin maddesi alırlar. Örneğin; küsküt otu(Çin sacı),canavar otu gibi.

Çürükçüller
Çürükçül canlılar doğadaki madde dönüşümünü sağlar. Bunlar organik karbon bileşiklerini Karbondioksit Su ve Alkol meydana getirecek şekilde parçalar. Azotlu maddeleri kokuşturarak yapı taşlarına ayırır. Bu sebeple çürükçüller madde çevriminde önemli rol oynar.

Çürükçül yaşam ( saprofitlik) : Ölmüş bitki ve hayvan kalıntılarını parçalayarak besin sağlayan canlılara çürükçüller denir. Bakteriler ve mantarların büyük kısmı çürükçüldür. Çürükçüller, organik maddeleri parçalayıp inorganik maddelere dönüştürürler.

Fonksiyonel ve son derece organize yapı olan hücre, hayatın ve canlının oluşması ve şekillenmesinde görevlendirilmiştir. Canlılar tek hücreli ve çok hücreli olmak üzere iki gruba ayrılır. Tek hücreli canlılarda, hayatın devamı için gerekli olan faaliyetler (hareket, sindirim, boşaltım, enerji üretimi vb.) hücre içindeki özelleşmiş yapılarla gerçekleştirilir. Çok hücreli canlılarda ise; bu faaliyetler hücrelerin farklılaşarak oluşturduğu farklı doku, organ ve sistemler sayesinde yürütülür. Çok hücreli canlılar, aslında tek bir hücreden (döllenmiş yumurta) çoğalarak ve farklılaşarak meydana gelmektedirler. Hayatın ilim bazında yazıldığı ve kader programının görülen âlemdeki alfabesi olan nükleik asitlerin (DNA ve RNA) yapısı, 1953’de Watson ve Circk tarafından aydınlatıldı. 1990’lı yıllardaki bilgi ufkumuz şunu gösterdi ki; hayatın yaratılmasında ve sürdürülmesinde dört harfi alfabeden (ATP (A); GTP(G), CTP (C) TTP; (T) veya UTP (U) Nükleotidleri) oluşan genetik lisan, yeryüzünde gördüğümüz ekolojik çeşitlilik ve tür zenginliğinin kurulmasında ve devamında Kudret-i Sonsuz tarafından hikmetli bir şekilde kullanılmaktadır. Meseleyi açacak olursak; hayatın yaratılmasında kullanılan harflerin değişik sayıda olması ve farklı kombinasyonlarının teşkili, her seviyedeki biyolojik çeşitliliğin irsi (kalıtsal) temelini oluşturmaktadır. İnsanın yaratılmasını örnek verecek olursak; insanın biyolojik özelliklerine ait bütün bilgi diğer canlılarda olduğu gibi, bu dört harf (A,G,C,T) kullanılarak yazılmış ve her bir insan hücresine yaklaşık 4x109 harften oluşmuş bir genetik lisan ve program yerleştirilmiştir. Kader programının bir nevi tecellisi olan genetik bilgimiz, son derece mükemmel tasnif edilip düzenlenmiş 46 ciltlik (23 çift) bir ansiklopedi şeklindedir. Hücrelerimize her bir cilt ansiklopediden ikişer kopya konmuştur. Her bir ciltteki genetik ansiklopedi bir kromozoma karşılık geldiğinden, insanda 46 adet kromozom veya 23 çift (ciltlik) ansiklopedi vardır. Her bir hücremize yerleştirilen 46 ciltlik ansiklopediden iki tanesi, insanın cinsiyetini belirleyen özelliklerin yazıldığı genetik programı taşır. Bu ansiklopediler X ve Y olarak isimlendirilir. Kişide X cildinden 2 tane varsa, o kişide kadınlık özellikleri görülür. Bir X bir tane Y cildi varsa erkeklik özellikleri görülür. İnsanın çoğalma hadisesinde eşey hücrelerimiz olarak adlandırılan sperm ve yumurtadaki 23 ciltlik birer kopyalı genetik ansiklopedi kullanılır. Sperm ve yumurta birleştirildiklerinde, tekrar 23 çift (46 ciltlik) genetik ansiklopedi meydana gelir, Bu ansiklopedideki yazılı bilgi ve programın, uygun yerde, uygun zamanda, uygun şartlarda ve dozajda doğru şekilde okunarak biyolojik yapı ve özelliklerin inşası, canlının gelişimini belirler. Mesela alyuvarlarda bulunan hemoglobin isimli protein molekülü hücrelerimize oksijen taşır. Hemoglobin yapımında kullanılan farklı protein zincirleri vardır. Anne karnında gelişen bebeğin kanında hemoglobinin HbF tipi bulunurken, erişkin insanda HbA tipi bulunur. Anne karnında gelişen bebeğin hücrelerindeki genetik ansiklopediden HbF’i oluşturacak proteinlere ait bilgi okunup kullanılırken, HbA oluşumunda kullanılan bilgiler okunmaz ve sürekli baskılanır. Çocuk dünyaya geldiğinde HbFi oluştüran proteinlere ait bilgi baskılanarak okunmaz hale gelirken, bu sefer HbA’yı oluşturan bilgiler okunmaya başlar ve sonuçta erişkin insanın alyuvarlarında HbA tipi bulunur. Uygun yer ve zamana bağımlı bu okuma ve kilitleme işi gerçekleştirilmezse, çeşitli kan hastalıkları ortaya çıkar. Canlının gelişimi de temel seviyede çoğalma ve farklılaşmaya bağlı olduğundan hücrelerin nasıl farklılaştığı ve farklılaşmayı nasıl koordine ettikleri meselesi, biyolojinin en enteresan konularından birini oluşturur. İşte kısmen anne ve babamıza benzememiz, biyolojik özelliklerimizi kodlayan bilgilerin yarısını annemizden yarısını babamızdan almamızdan; kendimize has yanlarımız da genetik bilgimizin rekombinasyonla (çaprazlanma) çeşitlendirilmesi ve farklılaşmasından kaynaklanmaktadır.

Hücrelerimizin hepsi 46 ciltlik genetik ansiklopediyi ihtiva etmelerine rağmen nasıl oluyor da kas hücresi, sadece kasın yapısına uygun bilgileri okuyup kullanıyor, diğer taraftan sinir ve deri hücresi de, kendi yapı ve fonksiyonuna has bilgileri okuyup kullanırken diğer bütün bilgileri baskılayarak, kullanma hatasına düşmüyor? Tek bir hücreden farklılaşan, deri, sinir, kas, akciğer, karaciğer, böbrek, bağırsak vb. hücre çeşitleri canlının gelişimi sırasında kendilerine ait fonksiyonları nasıl öğrenmektedirler? Kendi içlerinde ve komşularıyla sağlıklı ve doğru haberleşmeyi genel gelişim yapısını bozmadan nasıl yürütebilmektedirler?

Bu soruların cevaplarını bulabilmek için, kompleks ve son derece hiyerarşik bir organizasyona sahip canlılar dünyasından model canlılar üzerinde çalışılmaktadır. Nitekim bugün tek hücrelilerden bağırsak bakterisi (E.coli), maya hücresi (S. cerevisiae); çok hücreli canlılardan, Drosophila (meyve sineği) ve fare model canlı sistemleri olarak kullanılmaktadır. Tübingen Max Planck Enstitüsü Gelişim Biyolojisi grubundan Christiane Nusslein-Vollhard’ın Drosophila üzerinde yaptığı çalışmanın sonuçları bize, bu soruları cevaplamak için yolun çok başında olduğumuzu göstermektedir. Drosophila’nın model canlı olarak seçilmesinin sebebi, gelişiminin çok hızlı olmasıdır (Yumurtadan olgun larvanın oluşması yaklaşık 22 saat sürer ve hücre bölünmeleri direkt olarak gözlenebilir.) Döllenmiş meyve sineği yumurtasının gelişimine dikkat ettiğimizde hücrenin 2,4,8,16 şeklinde geometrik olarak hızlı şekilde bölündüğünü gözleriz. Yani hücre çok hızlı bir şekilde, kendine ait genetik bilgi ansiklopedilerinin birer kopyasını şaşırmadan çıkarıp, yavru hücrelere vermektedir.

fen bilimleri

26355
0
0
Yorum Yaz