Web sayfama hoşgeldiniz alierbulut.blogcu.com

Google

Tuzlar ve Özellikleri

TUZLAR - TUZLARIN ÖZELLİKLERİ VE TUZ ÇEŞİTLERİ 

               Asitler ve bazların nötrleşme tepkimeleri ile birleşmesi sonucu oluşan kristal yapılı katı maddelere tuz denir.

Konu başlıkları
• 1 Tuz çeşitleri
o 1.1 Asidik tuzlar
o 1.2 Bazik tuzlar
o 1.3 Çift tuzlar
• 2 Tuzların elde edilişi
• 3 Tuz çeşitleri
• 4 Tuzların özellikleri
1.Tuz çeşitleri
Tuzları çeşitli şekilde sınıflandırmak mümkündür. Sınıflandırmanın birisi tuzun bünyesinde OH- veya H+ iyonunun olup olmayışına bağlı olandır. Bu sınıflandırmada tuzlar normal, asidik ve bazik tuzlar şeklinde sınıflandırılır. Normal tuz; tam nötralleşme ürünü olup, meydana getirici asit ve baz kuvvet olarak birbirine denktir. NaCl, NH4Cl, Na2SO4, Na2CO3, Na3PO4 ve Ca3(PO4)2 birer normal tuzdur.
1.1.Asidik tuzlar
Asidik tuzlar, tuzun bünyesinde bir veya daha çok proton vardır. Suda çözündükleri zaman bünyelerindeki protonu vererek ortamı asidik yapar. NaHCO3, NaH2PO4, Na2H PO4 ve NaHSO4 birer asidik tuzdur.
1.2.Bazik tuzlar
Bazik tuzlar, bünyelerinde en az bir OH iyonu bulunduran tuzlardır. Suda çözündükleri zaman ortamı bazik yaparlar. Pb(OH)Cl, Sn(OH)Cl ve Al(OH)2Cl'de olduğu gibi. Diğer sınıflandırma metodunda ise, basit, çift ve kompleks tuzlar şeklinde sınıflandırılır. NaCl, NaHCO3 ve Pb (OH)Cl gibi tuzlar basit tuzlardır.
1.3.Çift tuzlar
Çift tuzlar iki basit tuzdan meydana gelen tuzlardır. Bunlar suda çözündükleri zaman kendilerini meydana getiren iyonlara ayrışır. Şaplar da çift tuzlar sınıfına girer. Na Al(SO4)2 ve NH4Cr(SO4)2 birer çift tuzdur. Kompleks tuzlar, asit kökü aynı olan iki basit tuzun kompleks kök vererek meydana getirdiği tuzlardır.
K4Fe(CN)6, K3Fe(CN)6, birer kompleks tuzdur. Bunlar suda çözündükleri zaman kendini meydana getiren tuzların iyonlarına ayrışmazlar.
Tuzlar, önce metalin ismi, sonra asidin kökü söylenerek adlandırılır. Na2SO4 = sodyum sülfat, KCl = potasyum klorür, KHCO3 = potasyum hidrojen karbonat (potasyum bikarbonat) gibi.
Bazı tuzlar, kuvvetli asit ve zayıf bazdan veya kuvvetli baz ve zayıf asitten meydana gelmiştir. Bu tuzlar suda çözündükleri zaman hidrolize uğrarlar ve çözeltiyi asidik veya bazik yaparlar.

Tuz kristalleri

Tuz, kimyada, bir asitle bir bazın tepkimeye girmesi neticesinde meydana gelen madde. Tuz bazdaki artı yüklü iyonla asitteki eksi yüklü iyondan meydana gelir. Asitle baz arasındaki tepkime nötrleşme tepkimesi olup bu esnada tuz ve su ortaya çıkar. Erimiş tuz veya çözelti halindeki tuzların çoğu eksi ile artı yüklü iyonlarına ayrışır ve elektriği iletir. Tuz adı ayrıca sofra tuzu veya sodyum klorür (NaCl) için de kullanılır

Olağan sıcaklıkta tuzlar, genellikle iyi billurlaşan, çok az uçucu (dolayısıyla kokusuz) katılardır. Yapılan, iyonlardan oluşabilir (sodyum klorür gibi) ve denk düşen tuzlar serttirler ve yüksek bir kaynama sıcaklığına sahiptirler. Ergimiş olduklarında, oldukça iyi elektrik ileticisidirler; sulu çözeltide, güçlü elektrolittirler. Kimyasal bağları kovalent olduğunda, billursu ya da moleküler ağ daha az kararlıdır. Billurlar daha az sert, daha fazla uçucudurlar ve daha alçak bir kaynama sıcaklıkları vardır. Bunlara, olağan sıcaklıkta, sıvı tuzlarda rastlanır [kalay klorür] [SnCL4]; kurşun klorür [PbCl4]). Ergimiş ya da sıvı bütün billurlar çok iyi elektrik ileticisidirler; sulu çözeltide bunlar zayıf, hatta hidrolizlenebilir elektrolittirler. Tuzlar billursu ağlarında çoğunlukla su bulundururlar; ısıtıldıklarında su buharlaşır ve tuz çöker. Ayrıca, tuzların büyük bir bölümü, iyonlara bağlanan billurlaşma suyuna sahiptirler. Bu su buharlaştığında billurlar kırılır.

İyonik Bağlı Bileşiklerde Kristal Yapı
İyonik bağlı bileşiklerde iyonlar birbirini en kuvvetli şekilde çekecek bir düzen içinde dizilirler. Böyle düzenli birleşen atomlardan kristal yapı adını verdiğimiz düzgün geometrik şekiller oluşur. Yemek tuzunun kristal yapısı buna örnektir. Yemek tuzundaki (NaCl) kristal yapı, şekildeki gibidir.

 

İyonik Maddelerin Çözünmesi

İyonik yapılı maddelerin çoğunluğu katıdır. Bu maddelerin bir başka çözücü içerisinde çözünebilmesi için bu katı örgünün kırılması gerekir. Örneğin yemek tuzunun su içerisindeki çözünmesi olayını göz önüne aldığımızda; NaCl taneciklerinin oluşturduğu kristal yapının Na+ ve Cl- iyonlarının ayrılması ile kırılması söz konusudur. Bu şekilde bir miktar enerji alarak kırılan bu örgü ile serbest kalan iyonlar içinde bulunduğu su molekülleri ile elektrostatik etkileşim ile hidratlaşarak sarılırlar ve yeniden zıt yüklü taneciklerin birleşmesine izin vermez. Bu durumda yemek tuzu su içerisinde çözünmüş olur. Hidratlaşma sırasında bir miktar enerji dışarı verilir.
Su – tuz çözeltisinde, çözünen olan tuz iyonik yapılı maddedir. Çözücü olan su molekülleri, çözünen olan tuz bileşiğindeki (+) ve (–) iyonlar arasındaki iyonik bağı zayıflatır ve (+) yüklü Na iyonu ile (–) yüklü Cl iyonlarının arasına girerek bu iyonların birbirinden ayrılmasını yani çözünmesini sağlar.

Sodyumun (Na) Na+ iyonuna dönüşmesi:
11 elektronlu sodyum atomu 1 elektron vererek kararlı hale gelir.

17 elektronlu klor atomu 1 e– alarak kararlı yapıya geçer.

Na+ iyonu ile Cl -  iyonu   elektron alış verişi tepkimesi 


Sodyum ve klor atomları, arasında iyonik bağ yaparak NaCl bileşiğini oluşturur.
Na  Cl  →  Na+1 + Cl–1     (NaCl yemek tuzu)

İyonik bağ yaparak oluşan maddelere iyonik yapılı maddeler denir. Bir Metal ile bir ametal iyonik bileşik oluşturur.

İyonik bileşikler oda şartlarında genellikle katı hâlde ve kristal yapıda bulunur.
Sert ve kırılgan bir özelliğe sahiptir. İyonik kristaller katı hâlde elektrik akımını iletmez fakat sulu çözeltilerinde iyonlarına ayrışır ve elektrik akımını iletir.
Yemek tuzu iyonik bağlı bir bileşiktir ve kristal yapıdadır.
NaCl                 Na + Cl -
Katı yemek       sulu çözeltide
tuzu                      Na+ ve Cl- iyonları


2.Tuzların elde edilişi
Asit ve bazların nötralleşmesinden elde edilirler:
Baz + Asit → Tuz + Su
Metallere asit tesir ettirmekle elde edilirler:
Metal + Asit → Tuz + H2
Elementlerinden elde edilebilirler:
Metal + Halojen → Tuz

1. Asitlerle Bazların Reaksiyonu
*Asit ve bazın tepkimesinden tuz ve su oluşur.Bu reaksiyonlara nötürleşme reaksiyonu denir.

Asit + Baz→Tuz + Su
2HCl + Mg(OH)2 →MgCl2 + 2H2O
3H2SO4 +AL(OH)3 →AL2(SO4)3 + 6H2O

* Reaksiyona giren baz anhidrobaz (susuz baz) ise sadece tuz oluşur. NH3 anhidrobazdır. NH3ün asitlerle tepkimesinden H2O oluşmaz.

NH3 + HCl → NH4Cl
2NH3 + H2SO4 → (NH4)2S

*Asidik oksitler,bazlarla tepkimeye girerek,tuz ve su oluştururlar.

SO2 + 2KOH → K2SO3 + H2O
SO3 + 2NaOH → Na2SO4 + H2O

 * Bazik oksitler,aistlerle tepkimeye girerek tuz ve H2O oluştururlar.

Na2O + 2HCl → 2NaCl + H2O
MgO + H2SO4 →MgSO4 + H2O


* Asidik oksitler,bazik oksitlerle tepkime verirler. Yalnızca tuz oluşur. Reaktiflerde Hidrojen olmadığından H20 oluşmaz.

SO3 + CaO → CaSO4
CO2 + K2O → K2CO3

* Bazik özellik gösteren karbonatlı bileşiklerin,asitlerle tepkimelerinden CO2(g) açığa çıkar.

Na2CO3 + 2HCl → 2NaCl + CO2(g) + H2O

2. Metallerin Asitlerle Reaksiyonları
Asitler,hidrojenden aktif maddelerle reaksiyona girdiklerinde,

Metal + Asit → Tuz + H2(g) tepkimesi gerçekleşir.
Fe + 2HCl →FeCl2 + H2

Fakat asitler,soy metallerre (Cu,Ag,Hg,Au ve Pt)’ e etki etmezler.Ancak yarı soymetallere (Cu,Ag,Hg) derişik H2SO4 ve HNO3 yükseltgen olarak etki ederler. HNO3 derişik olduğunda NO2 seyreltik asit olduğundan NO gazı açığa çıkar.

Cu + 4HNO3  →Cu(NO3)2 + 2NO2 + 2H2O (derişik)
3Cu + 8HNO3 →3Cu(NO3)2 + 2NO(g) + 4H2O

NOTE: Soy metallerin oksitleri aistlerle reaksiyona girerler.

Cu + HCl →reaksiyon vermez

CuO + HCl → CuCl2 + H2O

3. Metallerin Bazlarla Reaksiyonları
Metaller,bazlarla tepkime vermezler.Bazlar ancak amfoter metallerle(Zn,Al,Cr,Pb) özel tepkime verirler. Amfoter metallerin bazlarla tepkimelerinden kompleks tuz ve H2 gazı oluşur.

Fe + NaOH →Tepkime olmaz.
Li + KOH →Tepkime olmaz.
Zn + 2KOH →K2ZnO2 + H2(g)
a)            Tuz Çeşitleri         :

NaCl                        →            Sodyum Klorür

KCl                          →            Potasyum Klorür

CuCl2                      →            Bakır Klorür

MgCl2                      →            Magnezyum Klorür

CaCl2                      →            Kalsiyum Klorür

Na2SO4                   →            Sodyum Sülfat

K2SO4                     →            Potasyum Sülfat

Al2(SO4)3                →            Alüminyum Sülfat

ZnSO4                    →            Çinko Sülfat

CaSO4                    →            Kalsiyum Sülfat

CuSO4                    →            Bakır Sülfat

MgCO3                    →            Magnezyum Karbonat

Na2CO3                   →            Sodyum Karbonat

Mg3(PO4)2               →            Magnezyum Fosfat

Na3PO4                    →            Sodyum Fosfat

Al(PO4)                   →            Alüminyum Fosfat

KNO3                      →            Potasyum Nitrat

NaNO3                    →            Sodyum Nitrat

b)            Tuzların İyonlaşması ve İyonlaşma Tepkimeleri         :

Tuzların iyonlaşması demek, kendini oluşturan (+) ve (­–) yüklü iyonlarına ayrışması demektir.Tuzlar, katı haldeyken elektrik akımını iletemeyip sadece suda çözündüklerinde elektrik akımını iletebilirler. Tuzlar suda çözündüklerinde (+) ve (–) yüklü iyonlarına ayrıştığı için elektrik akımını iletirler.

•              NaCl (suda)(aq)       →            Na+          +              Cl

•              KCl (suda)(aq)          →            K+            +              Cl

•              CuCl2 (suda)(aq)     →            Cu+2         +              2Cl

•              MgCl2 (suda)(aq)     →            Mg+2        +              2Cl

•              CaCl2 (suda)(aq)      →            Ca+2         +              2Cl

•              Na2SO4( suda)(aq)  →            2Na+        +              (SO4)–2

•              K2SO4      (suda)(aq)   →          2K+          +              (SO4)–2

•              Al2(SO4)3 (suda)(aq) →          2Al+3        +              3(SO4)–2

•              ZnSO4     (suda)(aq) →            Zn+2         +              (SO4)–2

•              CaSO4     (suda)(aq) →            Ca+2         +              (SO4)–2

•              CuSO4     (suda)(aq) →            Cu+2         +              (SO4)–2

•              MgCO3 (suda)(aq)    →            Mg+2        +              (CO3)–2

•              Na2CO3 (suda)(aq)  →             2Na+        +              (CO3)–2

•              Mg3(PO4)2 (suda)(aq) →         3Mg+2      +              2(PO4)-3

•              Na3PO4 (suda)(aq)   →            3Na+        +              (PO4)-3

•              Al(PO4) (suda)(aq)  →            Al+3          +              (PO4)–3

•              KNO3 (suda)(aq)       →            K+            +              (NO3)

•              NaNO3 (suda)(aq)   →            Na+          +              (NO3)

 

c)            Nötrleşme ve Nötrleşme Tepkimeleri           :

Asit ve bazın birleşerek birbirinin etkisini yok etmesi ve bunun sonucunda su ve tuz oluşup ısı açığa çıkmasına nötrleşme denir.

Nötrleşme tepkimeleri sonunda ısı açığa çıktığı için nötrleşme tepkimeleri ekzotermik tepkimelerdir.

Nötrleşme tepkimelerinde; asitteki hidrojen iyonu (H+) ile bazdaki hidroksit iyonu (OH) birleşerek suyu, asitteki (-­) yüklü iyon ile bazdaki (+) yüklü iyon da birleşerek tuzu oluştururlar.

 

•              Asit  +  Baz   →   (Nötrleşme)   Tuz +  Su   +  Isı

 

•              H+Cl   +  Na+(OH)(Nötrleşme)    NaCl + H2O + Isı

                Asit                  Baz                                   Tuz                Su

              

•              H2+(SO4)–2  + Ca+2(OH)2–   → Ca(SO)4  +    2H2O

                Asit                     Baz                          Tuz                        Su

 

•              HCl   +    K(OH)    →  KCl   +      H2O

•              2HCl  +  Cu(OH)2   → CuCl2  + 2H2O

•              2HCl  +   Mg(OH)2  →MgCl2 + 2H2O

•              2HCl   +  Ca(OH)2 → CaCl2 +   2H2O

•              H2(SO4)  + 2Na(OH)  →  Na2SO4  +  2H2O

•              H2(SO4)  +  2K(OH)   →   K2SO4 +   2H2O

•              3H2(SO4)  + 2Al(OH)3  → Al2(SO4)3+ 6H2O

•              H2(SO4)  +  Zn(OH)2 →ZnSO4 + 2H2O

•              H2(SO4)+ Ca(OH)2  → CaSO4  +  2H2O

•              H2(SO4) + Cu(OH)2  →  CuSO4 +  2H2O

•              H2(CO3)  + Mg(OH)2   →  MgCO3 +2H2O

•              H2(CO3) + 2Na(OH)  → Na2CO3  + 2H2O

•              2H3(PO4) + 3Mg(OH)2  →Mg3(PO4)2+6H2O

•              H3(PO4)   + 3Na(OH) → Na3PO4   + 3H2O

•              H3(PO4)  + Al(OH)3 → Al(PO4)  + 3H2O

•              H(NO3)  + K(OH) → KNO+ H2O

•              H(NO3)  +   Na(OH)   → NaNO3  +  H2O

 

d)            Tuzların Özellikleri              :

 

               1-            Katı ve kristal haldedirler

               2-            Katı halde iken elektrik akımını iletmezler.

               3-            Sulu çözeltileri elektrik akımını iletirler.

               4-            Artı yüklü (metal veya kök) ve eksi (ametal veya kök) iyonlardan oluşurlar.

               5-            Asit ve bazların nötrleşme tepkimesi sonucu oluşurlar.

fen bilimleri

Yorum (0) Yorum yaz!

Tuzun insan vücuduna yararları

Tuzun insan vücudu için yararları

Tuz vücudumuzda suyun tutulması, kas ve sinirlerin çalışması için gereklidir. Tuz, besinlerin bileşiminde bulunduğu gibi, göllerden, denizlerden ve kayalardan saf olarak da elde edilir. Elde edilen bu tuz, besinleri işleyerek saklamak ve yemeklerin lezzetini arttırmak için kullanılır. İnsanın günlük tuz gereksinmesi 5-15 gram arasında değişir. Aşırı sıcaklarda, fazla beden hareketlerinde terlemeyle,

ateşli hastalıklarda terleme ve idrarla, ishallerde dışkıyla su ve tuz kaybedilir. Bu nedenle rahat ortamda yaşayan kişinin tuz gereksinmesi azken, ağır işte çalışanların, aşırı sıcaklardan korunamayanların, sık ishal olanların tuz gereksinmesi fazladır.

Doğal besinlerde tuz az miktarlarda bulunur. En çok tuz bulunan besinler; yeşil yapraklı sebzeler süt, et ve yumurtadır. Bunun yanında, işlenmiş besinlerde daha çok tuz vardır. En çok tuz bulunan işlenmiş besinler, salamura besinler (zeytin, peynir, turşu) bisküvi, kek vb., konserveler, kahve, ekmektir. işlenmiş besinlerin çok tüketilmesi tuz alımını da artırır.

Fazla tuz gereksinmesi olmayan kişilerin yemeklerine tuz eklemeleri gerekmez ve hatta işlenmiş tuzlu besinleri az tüketmeleri de gerekir. Bunun yanında, fazla idrar çıkaran, aşırı terleyen ve ishal olan kişilerin içecek ve yiyeceklerine tuz eklemeleri zorunludur.

Tuz, kan basıncını artırır. Bu nedenle, tansiyonu yüksek olanların yemeklerine tuz koymamaları önerilir. Ayrıca, böbrek bozukluklarında, bazı kalp hastalıklarında, vücudun belirli yerlerinde su toplanmalarında(ödem), doğal besinlerin bileşimindeki tuzla yetinilmeli, yemeklere tuz eklenmemelidir.

Aşırı ishallerde ise, tuz, şeker, limon suyu, çay karışımı sıvı hayat kurtarır. Yine, ishalin ve aşırı terlemenin olumsuz etkisi tuzlu ayranla giderilebilir.
Aşırı ishallerde kullanılacak sıvı reçetesi.

1 su bardağı çayın içine, 2/3 silme çay kaşığı tuz, bunun yarısı kadar karbonat, 1 çorba kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı limon suyu konup eritilir. İshalli kişiye bu sıvı devamlı azar azar içirilir. Hasta biraz kendine gelince tuzlu ayran içilir, yoğurt yedirilir.

Görüldüğü gibi, tuz yerine göre zehir, yerine göre panzehirdir. Yerinde kullanmasını bilmek gerekir.

Kaynak : 1.Genel Beslenme (Ayşe Baysal)

                2.Hekimce.com

fen bilimleri

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Yemek Tuzu

Yemek Tuzu

Yemek tuzu, kimyada sodyum klorür (NaCl) ismiyle bilinen beyaz kristal yapılı bir bileşiktir. İnsan dahil tüm canlıların besin kaynaklarından olan tuz, ticari bakımdan da önemli bir maddedir. Dünyanın her yerinde rastlanabilen sofra tuzu tarih boyunca önemli bir ihtiyaç ve ticaret maddesi olmuştur.

Besin maddesi olması dışında tuz; dericilikte, hayvan besiciliğinde, su yumuşatma sistemlerinde ve kimya sanayisinde yaygın olarak kullanılır.

BULUNUŞU

Sofra tuzu doğada, denizlerde çözünmüş halde, kaya tuzu şeklinde ve kurumuş iç denizlerin yataklarında bulunur. Henüz kurumamış tuz gölleri mevcuttur. İç Anadolu bölgesinde bulunan Tuz Gölü, Lut Gölü ve Amerika'daki bazı göller bu tür göllerdendir. Tuzu milattan önce mağara adamları tarafından yemek yerken tesadüfen bulunmuştur: Eski dönemlerde yaşayan insanlardan biri bir gün ava çıktığında bir geyik vurmuş. Geyiği pişirip yerken etten bir parça yere düşmüş. Et parçası ziyan olmasın diye alıp yediğinde lezzetinin daha iyi olduğunu keşfetmiş. Çünkü orası tuzlu bir yermiş ve düşen et tuza bulandığından tadı değişmiş.

Türkiye tuz yatakları bakımından son derece zengindir. Kaya tuzu yatakları üçüncü jeolojik zamanda, kapalı göl havzalarında suların buharlaşması ile oluşmuştur. Son yıllarda tuz üretimimiz üç kat artmıştır.

Türkiye’deki tuz üretiminin çoğu, Tuz Gölü ile İzmir Çamaltı tuzlasından sağlanır. Kaya tuzu yatakları, Çankırı, Kars, Iğdır ve Nevşehir çevresinde bulunmaktadır.

Tuz elde etme yöntemleri

Tuz üretimi bütün mineral çıkarma yöntemleri arasında hemen hemen en basit ve kolay olanıdır. Tuz elde etme yöntemlerinin en yaygın olanı, tuzla denilen göletlerde tuzlu suyun buharlaştırılmasıdır. Buharlaştırma yöntemi çoğunlukla kurak ve sıcak bölgelerde uygulanır, bu yol ile elde edilen tuzlarda ticari maksatlar için istenmeyen safsızlıklar olabilir. Yeni elde edilmiş bu tür tuzlarda tuz seven bazı mikroorganizmalar da bulunabilir. Bu mikroorganizmalar örneğin konservecilikte bazı yiyecek maddelerinin bozulmasına sebep olabilmektedir.

Kaya tuzundan da tuz elde edilebilir. Kaya tuzu, önemli tuz kaynaklarından biri olup, içerdiği safsızlıklara bağlı olarak saydam veya yarı saydam grimsi, beyaz, turuncu, sarı, pembe ve kahverengi olabilir. Kaya tuzu, az safsızlık ve yabancı maddeler içeren yataklarda yer altına galeriler açarak parçalar halinde çıkarılır. Çözelti madenciliği olarak adlandırılan bu yöntemde, safsızlıkların fazla olması durumunda açılan sondaj kuyularına sıcak su gönderilerek suda çözünen tuzlar bulamaç halinde dışarı alınır. Bu bulamacın kristallendirilmesi için tava veya vakum yöntemleri kullanılır.

Tava Yöntemi

Bir tahta kapta dinlendirilen tuzlu suya magnezyum sülfatı çöktürmek için az miktarda kireç katılır. Sonra tava adı verilen buharlaştırma kabına gönderilir. Bu kabın alanı 80-100 m² olup, ocağın sıcak gazlarıyla ısıtılır. Burada önce magnezyum sülfat çöker ve alınır, daha sonra çöken tuz alınır. Alınan tuz tava üstündeki tahta davlumbaza serilir. Suyu tekrar tava içine akarken tuz da kurur. 100 m²lik bir tavada 75 °C'de 1200 kg kaba tuz, 80 °C'de 3000 kg orta ürün ve 95 °C'de 700 kg ince tuz elde edilir.

Vakum Yöntemi

Tava yönteminin yerini alan bu yöntemde tuzlu su vakum pompaları yardımıyla buharlaştırılır.

Türkiye'de Tuzlar

Memleketimizde tuz eldesi; deniz, göl ve kaya tuzlalarından yapılmaktadır. Hacıbektaş, Tepsidelik, Sarıkaya, Oltu, Kağızman, Kulp ve Sekili önemli tuzlalarımızdandır. Buralardan elde edilen tuzlar çeşitli safsızlıklar içermektedir. Örneğin Hacıbektaş'ta elde edilen tuzun analizinde % 0,53 suda çözünmeyen maddeler, % 1,65 kalsiyum sulfat, % 98,12 sodyum klorür bulunmuştur.

Çeşitli yollarla elde edilen bir doğal kaynaktır. Kaya tuzu olarak çıkartıldığı gibi, deniz suyundan ve açık işletme olarak Tuz gölünden de elde edilir. En fazla tuz üretimi İzmir'deki Çamaltı tuzlasında, deniz suyundan elde edilir.

Tuzgölü, Karapınar ve Palas gölleri tuz elde edilen önemli göllerimizdendir. Ankara'nın Şereflikoçhisar İlçesindeki Tuz Gölünde bulunan Kaldırım ve Kayacık tuzlalarından yılda 30.000 ton, İzmir Çamaltı Tuzlasından yılda 150.000 ton tuz elde edilmektedir.

Deniz suyundan tuz elde edilen yerler arasında; Pendik (İstanbul), Tekkegöl (Edirne) ve Akçedeniz (Adana) sayılabilir.

Yurdumuzda üretilen kaliteli sofra tuzunun analizinde, % 0,24 nem, % 0,003 suda çözünmeyenler, % 0,007 Ca, % 60,52 klor ve eser miktarda Mg bulunmuştur.

2001 yılı dünya tuz üretimi 225 milyon ton , Türkiye'nin yıllık üretimi 1,8 milyon ton dolayında gerçekleşmiştir. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) verilerine göre Türkiye'deki başlıca kayatuzu yataklarında tespit edilen toplam rezerv miktarı 867 milyon ton seviyesindedir. Yıldan yıla tuz üretimi değişmekle beraber yurdumuzda son yıllarda, yılda iki milyon ton civarında tuz üretilmektedir.

Tekel, rafine ve sofralık tuz üretimi yapmamaktadır. Bu tür tuz talebi özel sektör tarafından karşılanmaktadır.

Tuz giderme

Başta deniz suyu olmak üzere tuzlu suların tuzunun giderilmesi işlemidir. Dünyadaki suların % 97,2'si denizlerdedir. Artık taze su kaynaklarının yetmemesi sebebiyle günlük kullanımda veya sanayide deniz sularından faydalanma ihtiyacı doğmuştur. Bu da deniz suyundan tuz gidermek suretiyle taze su elde etme yolunu açmıştır.

Sanayide kullanmak amacıyla su üreten ilk büyük damıtma tesisi 1930'da Hollanda Antilleri'ndeki Aruba'da kurulmuştur. Damıtma en yaygın tuz giderme metodudur. Bu işlemde çok tesirli veya ani tesirli buharlaştırıcılar kullanılır.

Taze su üretiminde kullanılan metotlardan biri de zarlı metoddur. Bu metodda tuzluluk oranı nispeten düşük olan kara suları arıtılır. Yarıgeçirgen bir zardan geçirilen tuzlu suyun suyu zarı geçerken, derişikleşen mineral tuzları arkada kalır.

Elektroliz metodunda ise çözünmüş tuzların artı ve eksi yüklü iyonlarının ayrı ayrı zarlı filtrelerden geçmesi maksadıyla voltaj uygulanır ve taze su iki filtre arasında kalır.

Bugün dünyada yaklaşık 1500 kadar tuz giderme tesisi kuruludur. Çoğunda damıtma metodu uygulanır. Tesislerin 300 kadarı Ortadoğu ülkelerinde kurulmuştur.

Tarihçe

Mark Kurlansky'nin insanlığın binlerce yıllık tuz macerasını anlattığı Tuz-İnsanlığın Tuzlu Tarihi adlı kitap Aykırı Yayınları'ndan piyasaya çıktı. Kitapta, hiçbir canlı türünün onsuz yaşayamayacağı, bir asidin bazla tepkimesinden doğan tuzun, insanlık tarihindeki yeri dile getiriliyor. Kitaba göre, insanın yediği bilinen tek kaya türü olan tuzun, günümüzde ilaç üretiminden, buz tutan yolların trafiğe açılmasına, suyun yumuşatılmasından sabun üretimine kadar 14 bin çeşit kullanım alanı bulunuyor.

Modern yer biliminin sağladığı bilgilerden önce tuzun nerede bulunduğunu bilmeyen insanoğlu,

20. yüzyıla kadar umutsuz bir biçimde tuzun peşinde koştu. Tarih boyunca tuz o kadar değerliydi ki, bazı ülkelerde asker ve işçiler maaşlarını tuz olarak alıyordu. Büyük Roma yollarından ilki, tuzu sadece Roma'ya değil yarımadanın iç kesimlerinede taşımak için inşa edilmişti. Çinliler, Romalılar, Fransızlar, Venedikliler, Habsburglar ve diğer birçok yönetim, savaşlar için para bulmak üzere tuz vergisi koymuştu. Çin'de tuz üretimine ilişkin en eski yazılı kaynak, İ.Ö. 800'e aitti. Belgede, Xia Hanedanlığı sırasında bin yıl önceki deniz tuzu üretimi ve ticaretinden söz ediliyordu. Çin yönetimleri yüzyıllarca tuzu, bir gelir kaynağı olarak görmüşlerdi. Çin'de İ.Ö. 12. yüzyılda tuz vergisinden söz eden metinler bulundu. Yazar Kurlansky, et ve balığı tuzlayarak saklayan ilk uygarlığın Mısırlılar olabileceğini belirterek, balığı tuzda saklamaya ilişkin eneski Çin belgelerinin İ.Ö. 2 bine tarihlenirken, çok daha eski tarihlerden kalan mısır mezarlarında tuzlanmış balık ve kuş eti bulunduğuna dikkati çekti. Araştırmalara göre, Mısırlılar Nil deltasında deniz suyunu buharlaştırarak tuz üretiyorlardı.

Kaynak: 1.Vikipedi, özgür ansiklopedi2.Maden Ve Mineraller, Tülay Uyanık, 2006, T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi ,Devlet İstatistik Enstitüsü  3.fenokulu4.fen bilimleri5.dünyamizitaniyalim.com

Yorum (0) Yorum yaz!

Buharlaşma ve Buharlaşma ile Kaynama arasındaki farklar

BUHARLAŞMA

Herhangi bir sıcaklıkta , yüzeyde olan sıvı moleküllerinden ,kinetik enerjisi yüksek olan tanecikler, tanecikler arası çekim kuvvetini yenerek sıvı halden gaz hale geçerler. Bu olaya buharlaşma denir. Buharlaşma sırasında geride kalan sıvı moleküllerinin ortalama kinetik enerjisi azaldığı için, çevreden ısı alarak enerjisini yükseltir.Buharlaşma olayı bu şekilde devam eder.

BUHARLAŞMA HIZI: Birim zamanda sıvı yüzeyinden ayrılarak , sıvı halden buhar haline geçen tanecik sayısıdır.

Buharlaşma hızı ;

1.sıcaklık artıkça,

2.sıvı yüzeyinin alanı artıkça ve

3.sıvı tanecikleri arasındaki çekim kuvveti azaldıkça, artar.

BUHARLAŞMA İLE KAYNAMA ARASINDAKİFARKLAR :

Buharlaşma her sıcaklıkta olur , kaynama belirli sıcaklıkta belirli basınçtadır.

Buharlaşma yüzeyseldir , kaynama sıvının her noktasında olur.

Sıcaklık artıkça buharlaşma hızı artar , kaynama sırasında buharlaşma hızı maksimum olur.

Buhar basıncı:

Buharlaşma hem açık kaplarda hem de kapalı kaplarda olur.Açık kaplarda buharlaşma sıvı tamamen bitinceye kadar devam ederken , kapalı kaplarda sıcaklıkta sabitse bir süre sonra yoğunlaşma da başlar, çünkü buhar haline geçen moleküller birbirleriyle çarpışırken enerji alışverişinde bulunurlar. Enerjisi azalan molekül tekrar sıvı hale dönüşür.Bu olaya yoğunlaşma denir.

Buharlaşan molekül sayısı ile yoğunlaşan molekül sayısı birbirine eşit olunca dinamik bir denge kurulur.Bu denge sırasında buhar moleküllerinin sayısı değişmediği için buharın yaptığı basınç da değişmez. Bu basınca , sıvının o sıcaklıktaki denge buhar basıncı yada kısaca buhar basıncı denir.

BUHAR BASINCI

1. Sıcaklık arttıkça artar.

2. Moleküller arası çekim kuvveti arttıkça azalır.

3. Sıvıda çözünmüş katı madde oranı arttıkça azalır.

Dİkkat: Sıvıların buhar basınçları sıvının miktarına ve sıvının yüzey alanına ve buharın hacmine bağlı değildir.

*Molekülleri arasındaki çekim kuvveti zayıf olan sıvının buharlaşması kolay olduğu için buhar basıncı yüksektir.Buhar basınçları yüksek olan sıvılar uçucudur.

* Aynı sıcaklıkta iken buhar basıncı yüksek olan (uçucu) sıvının kaynama sıcaklığı düşüktür.

fen bilimleri

Yorum (0) Yorum yaz!

Google