Web sayfama hoşgeldiniz alierbulut.blogcu.com

Google

KAN GRUPLARI

  Kan gruplarına göre kişilik özellikleri :

A RH POZİTİF : Sakin tabiatlı ve daha rahat hareket edebilen insanlardır. Sabırlıdırlar. Söze hemen kırılmazlar. Ama kalben kırıldıklarında ilişkilerde zorlanırlar.

B RH POZİTİF : Beyin gücünü daha fazla kullanırlar. Az ve öz konuşurlar. Düşünerek hareket ederler. Kararlarını uzun vadede verirler. Bilgili ve istikrarlı bir yapıya sahiptirler. Toplum ile diyalogları, kendi kuralları ön planda olmak üzere uzlaşırlar. Başladığı işi yarım bırakmazlar. Kendilerine olan öz güvenleri oldukça fazladır. Acele etmeyi pek sevmezler. Soğuk kanlıdırlar. Sakin görünürler. Hakimiyeti severler. Kesinlikle taviz vermezler. Ters hareketlerden saygısızlıktan hoşlanmazlar.

0 RH POZİTİF : Hareketli insanlardır. Yalnız bu hareketliliği, canları isterse yaparlar. Çoğu zaman düşüncelerini söylemezler. Yaptıkları işin sonuçlanmasını beklerler. Çünkü herhangi bir durumdan dolayı açık vermek onları yıpratır. İçine kapanık, düşüncelerini belli etmeyen, soğuk kanlı bir yapıya sahiptirler. Sağlık konusunda fazla duyarlı değildirler. Hassas yapılı olmalarına rağmen, bu yapılarını yansıtmazlar. Saygılı insanlardır. Haksız oldukları zaman barışçıl bir arayış içine girerler. Küsmeleri çok kısa sürer.

KAN GRUPLARI DAĞILIMI

Kan Grubu

A RhD Pozitif

O RhD Pozitif

B RhD Pozitif

AB RhD Pozitif

A RhD Negatif

O RhD Negatif

B RhD Negatif

AB RhD Negatif

Sıklığı

% 37,8

% 29,8

% 14,2

% 7,2

% 4,7

% 3,9

% 1,6

% 0,8

GRUPLARIN BİRBİRLERİNDEN KAN ALIŞVERİŞİ

( A ) grubu ( 0 ) grubundan kan alır,( AB ) grubuna kan verir.

( B ) grubu ( 0 ) grubundan kan alır,( AB ) grubuna kan verir.

( 0 ) grubu bütün gruplara kan verir ve hiçbir gruptan kan alamaz.

( AB ) grubu da hiçbir gruba kan veremez.Her gruptan kan alır.

Uygulamada esas olan her grubun kendi kendine kan vermesidir. Gruplar arası kan nakillerinde çeşitli sorunlar olabilmektedir.

                                                Kan alış verişinde Rh faktörü:

Kan, yapısında ( Rh ) faktörünün bulunup bulunmamasına göre değerlendirilir.

( Rh+ ) kanda ( Rh ) faktörünün bulunduğunu gösterir.

( Rh – ) kanda Rh faktörünün bulunmadığını gösterir.

Kan alış verişi yapılırken kanların Rh’ larına da dikkat edilir.

           ( Rh+ ) --->( Rh+ ) den ve ( Rh – ) den kan alabilir.

           ( Rh – )  ise sadece ( Rh – )  den kan alabilir.

Kaynak:www.edirnekizilay.org/

Yorum (yok) Yorum yaz!

Vitaminler ve Besinlere İhtiyacımız

Vitaminler Neden Önemli?

    

Vitaminlerin bulunması, fazla eskilere dayanmamaktadır. Ancak, vitaminsiz yapılamayacağı, bilinen bir gerçektir. Vitaminler, günlük beslenmemizde temel bir öğe oluştururlar. Onlar olmazsa, insan bedeninde büyük aksaklıklar ortaya çıkar. Örneğin, A vitamini eksikliği göz hastalıklarına, B vitamini eksikliği sinirsel hastalıklara neden olurken, C vitamini alınmaz ise iskorbüt, D vitamini alınmaz ise raşitizm hastalıkları doğar. Özellikle beslenme yetersizliği olan ülkelerdeki çocuklarda, bu hastalık yaygın olarak görülür: işte bu nedenlerle, dengeli bir vitamin rejimi, bünyeyi en sağlıklı,sinirleri ise en iyi duruma getirecektir.

Besinlere İhtiyacımız

 
 Canlılık faaliyetlerinin devamı için hücrelerin enerjiye ihtiyacı vardır. Canlılar ihtiyaçları olan enerjiyi yedikleri besin maddelerinden sağlarlar. Vücudumuzdaki hücreler; büyüme, gelişme ve aşınan yerlerin onarılması faaliyetlerini sürdürür. Tüm bu olaylar için vücudumuz dışarıdan bazı maddeler almalıdır.
 
 Vücudumuzun canlılık faaliyetlerini devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyduğu ve dışarıdan aldığı maddelere besin, besinleri alıp yemeye de beslenme denir.
 Besinler sindirim organlarında hücre zarından geçebilecek kadar küçük parçalara ayrılır ve kan yoluyla hücrelere taşınır. Hücreler besinleri çeşitli yaşamsal olaylarda kullanır. Her besin, hücrelerde değişik görevleri yerine getirir.
 
 Besinlerin bir kısmı bitkilerden elde edilir. Bitkilerden elde ettiğimiz besinlere bitkisel besinler denir. Patates, buğday, sebze ve meyveler bitkisel besinlerdendir.
 
 Et, yumurta, süt gibi besinler hayvanlardan elde edilir. Bu besinlere ise hayvansal besinler denir.
 Besinler vücudumuzda enerji verme, yapıcı onana olma ve düzenleyicilik yapma gibi görevleri yerine getirir. Besinleri vücudumuzdaki görevlerine göre aşağıdaki gibi gruplandırırız.
 
 Enerji Verici Besinler: Karbon hidratlar, yağlar, proteinler
 Yapıcı Onarıcı Besinler: Proteinler, yağlar, madensel tuzlar, su
 Düzenleyici Besinler: Madensel tuzlar, su, vitaminler

Bünyemiz neden besin ister?

Bedenimizi oluşturan hücreler, etkin bir şekilde çalışabilmek için karbonhidrat dediğimiz bazı temel maddelere gereksinim duyar. Bu maddeler de karbon, oksijen ve hidrojen elementlerinden oluşur. insan organizması, hücrelerin karbonhidratı özümleyebilmesi için, onu şeker haline dönüştürür. Eğer bir karşılaştırma yapılırsa, benzinin otomobildeki işlevi ne ise, karbonhidratların bedenimizdeki görevi de odur, denebilir. Karbonhidratlar, yağlar ve proteinler, günlük besinlerimizde bulunurlar. Bu nedenle her gün yemek yemek, insan organizmasının çalışabilmesi için gereken enerjiyi sağlaması açısından gereklidir. Belirli besinlerin içerdiği enerjiler, bilim adamlarının kalori adını verdikleri üniteler aracılığıyla ölçülürler. 81 kalori, 1 kilogram suyu 1 °C'ye kadar çıkartacak ısıyı gerektiren miktardır, insan bedeninin, yaptığı işe göre çeşitli miktarlarda kalori atması gerekir, örneğin, hafif işte çalışanlar için 3 bin kalori yeterli iken, ağır iste çalışanların günde 4 bin 500 kalori almaları gereklidir. Anımsanması gereken nokta şudur Gıda maddelerinden, özellikle yağlardan sağlanan besinler, anında kullanılmakla birlikte, ilerisi İçin stok edilebilir. Sağlıklı bir beden için, düzenli ve dengeli beslenmek gerekir.

fen bilimleri

Yorum (yok) Yorum yaz!

Suyun Elektrolizi

Suyun Elektrolizi

ELEKTROLİZ, elektrik akımı yardımıyla, bir sıvı içinde çözünmüş kimyasal bileşiklerin ayrıştırılması işlemi. Bu değişiklik, maddenin elektron vermesinden (yükseltgenme); ya da almasından (indirgenme) kaynaklanır. Elektroliz işlemi, elektroliz kabı ya da tankı denen bir aygıt içinde uygulanır. Bu aygıt, çözünerek artı ve eksi yüklü iyonlara ayrılmış bir bileşiğin (→Elektrolit) içine birbirine değmeyecek biçimde daldırılmış iki elektrottan oluşur. Elektrotlar bir akım kaynağına bağlandığında meydana gelen gerilim (elektriki alan), iyonları karşıt yüklü elektroda (kutup) doğru hareket ettirir. Karşıt kutupta yükünü dengeleyen atom veya moleküller elektrotta çökelir veya elektrolit içindeki moleküllerle yeni reaksiyonlara girer. Yeni reaksiyona girme meyli daha fazladır. Örneğin sofra tuzu içeren elektrolitte anotta klor açığa çıkarken nötr sodyum atomları su moleküllerini etkiliyerek katottan hidrojen açığa çıkmasına sebeb olurlar ve elekrolitte sodyumhidroksit oluşur.

Elektroliz konusundaki 1800 yılında Anthony Carlisle ve William Nicholson, 1807 yılında Humphry Davy ve 1833 yılında Faraday'ın keşifleri ve, 1887 yılında Svante Arrhenius tarafından geliştirilen iyon teorisi, zamanımızın atom fiziğine temel teşkil etmişlerdir.

Aşağıdaki resim ve şekilleri inceleyiniz.

şekil 1 şekil 2 şekil 3

Şekil 1 bir elektroliz deneyinin fotoğrafıdır. Şekil 2 de basit bir resmi yapılmıştır. Şekil 3 elktroliz deneyinin sembolik gösterimidir.Elektroliz işleminde asitli suya iki iletken daldırılmış ve bu iletkenler üretece bağlanarak akım geçmesi sağlanmıştır.(Resimde iletken olarak kurşun kalemin grafit çubuğu kullanılmış). Sudan elektrik geçerken kurşun kalemlerin uçlarından kabarcıklar halinde hidrojen ve oksijen gazları çıkar. Bu gazları tutabilmek için deney tüpleri suya dolu olarak daldırılır. Böylece su (H2O) hidrojen ve oksijene ayrılmış olur. Aşağıda elektroliz ile ilgili tanımları bulacaksınız.

  • Elektrolit: Sulu çözeltisi elektriği ileten madde. Örneğin , Sülfirik asit (H2SO4), hidroklorik asit (HCl), nitrik asit (HNO3) çözeltileri.

  • Elektrot: Suya daldırılan iletkenler. Örneğin, grafit çubuk.

  • Anot: Üretecin artı kutbuna bağlana elektrot.

  • Katot: Üretecin eksi kutbuna bağlana elektrot.

  • Elektroliz kabı (voltametre): elektroliz işleminin yapıldığı kap.

Sudan belli bir miktar akım geçtiğinde, açığa çıkan hidrojen hacmi oksijenin iki katı olur. Çünkü su iki hidrojen bir oksijen atomundan oluşur. Anotta oksijen, katotda hidrojen birikir. Çünkü hidrojen iyonu (H+) artı yüklü, oksijen (O-2) eksi yüklü olduğundan, eksi elektrot artı yüklü iyonu çeker.

Not: Elektroliz kabından 1 C yük geçtiğinde, anotta 0,06 cm3 O2, katotta 0,12 cm3 H2 açığa çıkar.

fen bilimleri

Yorum (yok) Yorum yaz!

Coulomb yasası

Coulomb yasası

Coulomb yasası, elektrik yüklü iki parçacık arasındaki kuvvetin büyüklüğü, yüklerin çarpımı ile doğru, yüklerin arasındaki uzaklığın karesiyle ters orantılıdır şeklinde ifade edilir.

Bu tanım, Newton'un, mekanik harekete ilişkin üçüncü yasasına benzerdir. Colulomb yasasının formülasyonu, Newton'un yerçekimi yasası ile aynı formdadır: Bir kütlenin, ikinci kütleye uyguladığı elektriksel kuvvet, ikincinin birinciye uyguladığına eşittir.

Sayısal form


 F = k_C frac{|q_1| |q_2|}{r^2}

burada:

 F  uygulanan kuvvetin büyüklüğü,
q_1  birinci kütlenin yükü,
q_2  diğer kütlenin yükü,
r  aralarındaki mesafe,
k_C = frac{1}{4 pi epsilon_0} approx 8.988×109 N m2 C-2 (veya m F-1) elektrostatik sabit veya Coulomb kuvvet sabiti,

ve

 epsilon_0 approx 8.854×10-12 C2 N-1 m-2 (veya F m-1) elektrik sabiti'dir.

cgs sisteminde, yük birimi statcoulomb olarak tanımlanır ve böylece Coulomb kuvvet sabiti 1 olur.

MKS gibi daha sık kullanılan birimlerle ölçüldüğünde, Coulomb kuvvet sabiti, k, nümerik olarak, yerçekimi sabiti G den çok daha büyük olacaktır ve dolayısıyla bu durumda yerçekimi kuvveti ihmal edilebilirdir.

F kuvveti, yüklü iki kütleyi birbirine bağlayaı yüke sahip kütleler bu hat üzerinde birbirini iterler, zıt yüklü kütlelerse birbirini çekerler.


Vektörel form


Kuvvetin hem yönünü hem de büyüklüğünü aynı anda hesaplayabilmek için, yasanın vektörel versiyonunu kullanmak gerekebilir.

vec{F} = frac{1}{4 pi epsilon_0} frac{q_1 q_2 }{|vec{r}|^3} vec{r} =  
frac{1}{4 pi epsilon_0 } frac{q_1 q_2}{|vec{r}|^2}  hat{r}
burada
vec{F} ; elektrostatik kuvvet vektörü,
q1 ; kuvvetin uygulandığı yük,
q2 ; yük,
vec{r}=vec{r_1}-vec{r_2} ; iki yük arasındaki mesafe vektörü,
vec{r_1}   ; q1'in konum vektörü,
vec{r_2}   ; q2'nin konum vektörü, ve
 hat{r}  ; vec{r} yönüne bakan birim vektördür.

Bu vektör denklemi, zıt yüklerin birbirini çektiğini, aynı yüklerinse birbirini ittiğini gösterir.  q_1 q_2  negatif olduğunda çeken, pozitif olduğunda ise iten bir kuvvet söz konusudur.


Yorum (yok) Yorum yaz!

Canlılar ve hayat

SOLUNUM

                          Canlıların yaptığı ortak özelliklerden biridir.Canlılık olaylarının devamı için enerji gereklidir. Bu , enerji, besinlerde depolanmış olan kimyasal bağ enerjisinden sağlanır.

                         Canlılar organik besinlerdeki bu enerjiden doğrudan yararlanamaz. Organik  moleküllerdeki enerji, solunum veya fermantasyon olayları ile ATP moleküllerine aktarılır.

                         Hücreler organik besinlerden enerji elde ederken enzim denilen biyolojik  katalizörlerden yararlanır.

                        Oksijenli ortamda glikoz, mitekondrilerde karbondioksit ve su ya parçalanır.Olay sırasında açığa çıkan enerji 38 ATP üretilmesine neden olur.

                     Çok hücreli canlılar, hücrelerin gereksinmesi olan oksijeni ve hücrelerde oluşan karbondioksiti solunum organları ile alıp verirler.İnsanlarda akciğer ve deri, solunum organı olarak görev yapar.Kuşlar ve sürüngenlerde akciğer, balıklarda solungaç, böceklerde ise trake denilen solunum organları vardır.

                      Bitkilerde yaprak solunum, terleme, fotosentez organı gibi görev yapar.Yapraklardaki gözenekleri açıp kapayarak gaz alış verişini yapar.

BOŞALTIM

                               Metabolizma sonucunda hücrelerde karbondioksit, üre, ürik asit gibi çeşitli zararlı maddeler ve ihtiyaç fazlası su oluşur.Bu maddelere boşaltım maddeleri denir.

                                Boşaltım maddelerinin kandan süzülerek dışarı atılmasını sağlayan böbrek, deri ve akciğer gibi organlara boşaltım organları denir.Bunların içinde en yoğun süzme faaliyeti böbreklerde olduğu için böbrek, idrar kanalı ve idrar torbası gibi organlar birlikte boşaltım sistemi olarak adlandırılır.

                                Boşaltım maddelerinin en zararlısı amonyaktır.Sularda yaşayan bir hücreli ve ilkel çok hücreli canlılarda amonyak difüzyonla dışarı atılır.

                                Karada yaşayan canlılar amonyağı üreye dönüştürüp bir miktar suyla atarlar.

                                Kurak ortama uyum sağlamış sürüngenler ve kuşlar ise ürik asit kristallerine dönüştürerek çok az suyla dışarı atarlar.

                               Bitkiler fazla su ve karbondioksiti yapraklarındaki gözenek (stoma)larıyla dışarı atarlar.Zehirli olanlar kofullardaki suda katı kristallere çevrilerek biriktirilir.Yaprak dökümü ile dışarı atılırlar.  

HAREKET ETME

                             Canlılar besin  bulabilmek, düşmanlarından kaçabilmek ya da rahat edecekleri  bölgeyi bulmak için hareket ederler.

                              Bitkiler bağımlı organizmalardır, bu yüzden yer değişikliği hareketi yapamayıp sadece yönelme hareketi yaparlar.

UYARILMA

                           Tüm canlılar çevrelerinde olan değişikliklere karşı tepki verirler.

                            Buna uyarılma denir.  

BESLENME

            Canlılar yaşamları için gereken enerjiyi besinlerden alırlar.

            Vücutlarında olan yapım, onarım ve düzenleme olaylarını da yine besinlerle yaparlar. 

BÜYÜME

                              Bitkiler fotosentezle oluşturdukları besinlerin bir kısmını hücrelerindeki organik moleküllere dönüştürürler. Bu malzemeleri hücre bölünmesinde kullanırlar. Canlı vücudundaki hücrelerin bölünme ve büyümeleri boy ve kütlece artışa neden olur.

                              Canlı vücutlarındaki hücrelerin yaşamsal faaliyetleri sonucu, vücudun hacminin kütlece artmasına büyüme denir.

                               Tek hücreli canlılarda, hücre sitoplazma miktarının artmasına büyüme denir.

                                Çok yıllık odunsu bitkilerde büyüme, yaşam boyunca devam eder. Bu bitkilerde enine ve boyuna büyümeyi sağlayan dokular vardır.

                                 Bitkinin gövde uçlarında, kök uçlarında sürgen doku, kabuğun altında kambiyum boyuna ve enine büyümeyi sağlar.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Google